Anasayfa / TARİH / Yavuz Sultan Selim’in Sina Çölü’nü Geçmesi

Yavuz Sultan Selim’in Sina Çölü’nü Geçmesi

Bu yazımızda ise Yavuz Sultan Selim’in Sina Çölü’nü Geçmesi bilenen hikayemize yer vereceğiz.

Yavuz Sultan Selim’in Sina Çölü’nü Geçmesi

Yavuz Sultan Selim, Mısır Memlükleri’nden, daha önce İran’a yardım etmeyeceklerine dâir ahid almıştı. Onlar, bu ahdi bozduklarından üzerlerine yürüdü. Memlûk ordusu ile Mercidabık Ovası’nda karşılaştı. Onları, kesin bir şekilde mağlûb etti.

Ancak, bu zaferin ikmâli için Mısır’a ulaşması stratejik bir zarûretti. Bunun içinse korkunç Sînâ Çölü’nü geçmek gerekiyordu. O, bu güç işi, hiçbir zâyiat vermeden, herhangi bir ikmâl güçlüğü çekmeden 13 günde başardı. Büyük bir askerî dehâ sayılan Napolyon bile, Yavuz’dan 300 yıl sonra bu işi başaramamış ve Fransız askerleri susuzluktan çıldırarak birbirlerini vurmuşlardır. Birinci Cihân Harbi’nde, yeni tekniğin verdiği imkânlarla bile bu çölün, ancak 11 günde geçilebilmiş olması düşünülürse, Yavuz’un yaptığı işin azameti daha iyi anlaşılır.

Paşalar ve askerde bu çölün nasıl geçilebileceğine dâir büyük tereddüdler vardı. Bu amansız çöl, sanki gündüz cehennem; gece ise, bir buz diyârı idi. Artı 50 ile, eksi 20 arasında değişen bir iklîme sahipdi. O sanki kumdan bir denizdi. Lâkin Yavuz Sultan Selim’in azmi ve kat’î kararı ile çöle girildi.

Bir müddet sonra Yavuz Sultan Selim, atından indi, yürümeye başladı. Askerî erkân, hayret ve dehşet içinde idi. Atların bile kanının kaynadığı, zor yürüdüğü bu çölde Sultan, niye atından indi, yürümeye başladı? diye fısıltılar başladı. Bu dehşet içinde askerî erkân da, atlarından inip yürümeye başladı. Paşalar, Yavuz Sultan Selim Han’ın yakın arkadaşı Hasan Can’a:

–Ne olur Hünkâr’a sor. Bu acep ne iştir?” dediler. Hasan Can, Yavuz Sultan Selim’e merakla, bu hâlin neyin nesi olduğunu sorunca, Yavuz Sultan Selim:

–Hasan görmüyor musun; önümüzde Allâh’ın Rasûlü Fahr-i Kâinât -sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz yürüyor?!. O Âlemler Sultanı yaya yürürken biz nasıl at üzerinde olabiliriz?..” dedi. Yavuz’un aşağıdaki şiiri de, O’nun, Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e karşı olan hürmet ve muhabbetini ne güzel ifâde eder:

Ey kerem kânı Rasûl-i Kibriyâ Kemterindir bu Selîm-i pür-hatâ Dergehinden ilticâ eyler atâ El-meded vey ma’den-i nûr-i Hudâ

İşte bu büyük muhabbet ve hürmetin bir bereketidir ki, Yavuz Sultan Selim ve ordusu, girmiş oldukları korkunç Sînâ Çölü’nü, bir bulutun altında, Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in rûhâniyetleri ile 13 günde geçtiler. Mısır’ı fethettiler. Yavuz Sultan Selim, 22 Ocak 1517’de Memlükleri, Ridâniye’de tekrar mağlûb etti ve bu sûretle Mısır kat’î olarak fethedilmiş oldu. Koca Sultan, Savaşta Can Veren Memlük sultanının cenâzesini bizzat omuzlarında taşımak fazîletini gösterdi…

Diğer Hikayeler İçin TIKLAYIN

Hakkında Admin 01

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.